Danimarka’da bir çok Türk çocuğu, yasalara aykırı olarak babasının yanında yaşıyor.

Çoğunlukla boşanmış ailelerin çocukları olan bu çocuklar velayet hakkı verilen babaların yanında kalıyor. Türkiye’deki ailesi ile (anne ve diğer aile fertleri) bağları daha güçlü olduğu gerekçesiyle  Danimarka’da aile birleşimi istemleri reddedildiği için yasal oturma izni olmayan bu çocuklar, Danimarka’nın sunduğu sağlık, eğitim gibi sosyal refah sisteminin verdiği nimetlerden yararlanamıyor.  Ayrıca, ileri yaşlarda Danimarka’ya gelmiş çocuklar, oturma izinleri olmadığından ve Türkiye’ye de geri dönmediklerinden belirsizlik içinde yaşamanın psikolojik sorunlar yaşıyorlar.

Üst eğitim yolu kapalı

Baba evinde kalan bu çocukların oturma izinleri olmamasına rağmen, yasaların ilk temel eğitim zorunluluğu nedeniyle ilk temel eğitim okullarına (Folkeskole)  gidebiliyor.  Ancak temel eğitim okulundan sonraki üst eğitim kurumlarına kabul edilmiyorlar. Ayrıca bu çocuklar nüfusa kayıtlı olmadıkları, dolayısıyla sağlık sigortası kartları olmadığından diş doktoru ve diğer sağlık hizmetlerinden de yararlanamıyorlar.

Danimarka’nın yabancılara ilişkin kurallarına göre oturma izni reddedilmiş olanların Danimarka’yı terk etmesi gerekiyor. Ancak bu kuralı uygulayacak olan polis de kararsızlık içinde ve etkili bir girişimde bulunmuyor.

Babalar çocuklarına Danimarka’da bir gelecek istiyor

Ulusal Yabancılar Merkezi hukuk şefi Hans Viggo Jensen, şu sıralarda oturma izni olmadığı halde hala Danimarka’dan ayrılmamış olan bu çocuklara ilişkin konuların incelenmekte olduğunu ve bir çözüm arandığını açıkladı. Hans Viggo Jensen açıklamasına devam ederek; “Ancak, zorlamalarla karşı karşıyayız. Danimaka’da oturamayacaklarına ilişkin verilmiş kararlar var. Kendi rızalarıyla Danimarka’dan ayrılmıyorlar. Velayet hakkı dolayısıyla bu belgelerin sağlanması yükümlülüğü babaların kendilerinde olmasına rağmen bu belgelerinin hazırlanması konusunda yardımcı olmuyorlar.” dedi.

Ailelerin beklenen sonucu vermeyen hatalı stratejisi

Danimarka’ya ilk kez gelen yeni göçmenlerin, çocuklarını en geç iki yıl içinde Danimarka’ya getirebilmeleri hakkı bulunmaktadır.  Ancak bazı gözlemciler, Türkiye’de boşandıktan sonra Danimarka’ya göç eden babaların, çocuklarının küçük yaşta iken Türkiye’deki ailesinin, annesinin yanında daha huzurlu büyüyeceklerini, yaşı biraz ilerledikten sonra Danimarka’ya getirilmelerinin daha doğru olacağı kanısında olduklarını ifade ediyorlar.

Refah Araştırmaları Ulusal Merkezi araştırmacılarından Anika Liversage, eğer çocuk Danimarka’ya getirilecekse, babaların çocuklarını küçük yaşta getirmemelerine bir anlam veremediğini belirtti.  Anika Liversage, “ Halbuki çocukların geleceği Danimarka ve Avrupa.” şeklinde konuştu.

Aarhus Üniversitesi  Hukuk Enstitüsü’nden Louise Halleskov Storgaard da, Danimarka’daki göçmenler  çocuklarına Danimarka’da bir gelecek istiyorlarsa çocuklarını Danimarka’ya  çok büyümeden getirmeleri gerekir. Yabancılar Yasası’ndaki çocukların aile birleşimine sınırlamalar getiren kuralların hedefi  bu. Yasa, çocukların olabildiğince küçük yaşta Danimarka’ya getirilmesini ve topluma uyum sağlamalarının kolaylaştırılmasını amaçlıyor.” diyerek açıklamasına devam etti.

Anika Liversage”e göre çocukların içinde bulundukları zor durumu daha da ağırlaştıran bir diğer olgu;  ”Sosyal konutlarda oturan, vasıfsız bir işçi olarak gece işlerinde çalışan yalnız bir baba çocuğuna ne verebilir? Ailevi açıdan olaya bakarsak bu durumdaki bir baba 3-4 yaşındaki  çocuğuna bakamaz. Üstüne üstelik çocuk yuvada bakılacak.”

Politikacılar, çocukların Danimarka’da tutulmalarına sempatiyle bakmıyor

Babalar çocuklarını Danimarka’da tutmak için büyük  çaba harcıyorlar. Ancak, politikacılar duruma sıcak bakmıyor. Sosyalist Halk Partisi SF’in uyum konularındaki sözcüsü Karina Lorentzen, babaların sorumluluklarının bilincinde olmadıkları suçlamasında bulunarak, oturma izni olmayan çocuklarının içinde bulundukları zor durumun sorumlularının babalar olduğunu öne sürdü.
Diğer partilerin de yaklaşımı genelde, yasalara uyulması ve oturma izni olmayanların yasalar uyarınca ülkelerine geri gönderilmesi gerektiği şeklinde.

Bugün tartışılmakta olan durum kısaca şöyle:  Tamam, ilke olarak aile birleşimi reddedilmiş olan bu çocuklar ülkelerine geri gönderilmeli. Ancak, içinde bulunulan somut durum, bu çocuklar oturma izni alamadıkları halde hala Danimarka’dalar. Uzun bir zamandır Danimarka’da bulunan bu çocuklar bu ülkenin dilini öğrenmiş, yeni arkadaşlar edinmiş, Danimarka’nın yaşam biçimine alışmış, yeni alışkanlıklar edinmiş. Doğrudur ki,  bu çocuklar Danimarka’ya ilk geldiklerinde Türkiye ile bağlantıları daha güçlüydü. Ancak, şimdi Danimarka ile olan bağları daha güçlü. Şimdi bu çocukları Danimarka’dan ayırmak ve ülkesine geri göndermek ne kadar doğru olur?