Eski Başbakanlardan Anker Henrik Jørgensen 90 yaşına girdi.

Danimarka’da bazı kişilikler için kullanılan klişeleşmiş bir deyim vardır; Halkın Sevgilisi ve halkın malı (folkeeje). İşte eski başbakanlardan Sosyaldemokrat Anker Jørgensen de bu tanımlamaya hiçkuşkusuz en layık bir kişilik. Anker Jørgensen, Danimarka halkının bir sevgili, saygıdeğer kişisi olmasının yanısıra, göçmenler olarak   bizlerin gönlünde, politikacı olmasından daha da öte,  en saygı değer bir  Danimarkalı olarak yatar.

Anker Jørgensen’in, bir politikacı olarak, özellikle de ekonomi ve dişpolika alanlarındaki yetenekleri her zaman tartışılagelmiştir. Buna karşılık Danimarka  halkının büyük bir çoğunluğu, Anker Jørgensen’in dürüst ve düzgün bir insan olduğu görüşünde birleşir. Zaten bu nedenledir ki, Anker Jørgensen, hem aktif siyasi yaşamında hem de daha sonraki yıllarda büyük sıcaklık ve saygı görmüş bir insandır. Öyle ki, Danimarka tarihinde, sadece ön adı ile, yani Anker diye çağrılan tek başbakandır.

Anker Jørgensen, hiç beklenmedik bir şekilde, Danimarka siyasal yaşamının en güçlü bir başkanının arkasından Başbakanlık görevine ATANMIŞ bir başbakandır. Nıtekim Başbakan Jens Otto Kragh, 1972 yılı başında Danimarka halkının o zaman adı Ortak Pazar olan bugünün Avrupa birliğine girmeye EVET demesinin ertesi günü büyük bir sürpriz yaparak başbakanlık görevinden ayrıldığını bildirmiş ve yerine de, politikacı olarak pek tanınmayan sendikacılıktan gelme milletvekili Anker Jørgensen’i kendi yerine başbakanlığa tavsiye etmiş ve arkasından da Anker Jørgensen’in başbakanlığı onaylanmıştı.

Aslında Anker Jørgensen, deneyimsiz bir politikacı olarak çok ağır bir yük devralmıştı.  Rahat bir ekomik gelişme artık yerini ekonomik bir gerilemeye bırakmıştı. Danimarka’nın bilinen refah sistemine, politikanın hem sağından hem solundan eleştiriler geliyordu. Kamu harcamaları çok artmış, devlet bütçesi açığı büyümekteydi. Enflasyon, yani hayat pahalılığı yükselmekte, işssizlik artmaktaydı. Anker Jørgensen başbakanlığı devraldığında, artık yabancı işçi alımı da durdurulmuş, sadece aile birleşimine izin verilmekteydi. Ekonomik durumun bozulmakta olması, göçmenleri, bu arada Türkiyeden gelmiş işçilerin A-kasse denilen (halk arasında ’fanfin’ olarak anılan) işssizlik parası ile tanıştırmıştı. İşte Anker Jørgensen, böylesi bir Danimarka devralmıştı.

Anker Jørgensen, pratik düşünen bir politikacıydı. Sosyal reformlar yaparak toplumu daha yüksek refaha ulaştırmak en büyük idealiydi. Ancak, yönetimi devraldığı zamandaki durum bu idealin gerçekleşebilmesine olanak vermiyordu. Tam tersine, harcanacak her kron, her şeye rağmen sosyal refaha zarar vermeden cok ince hesaplanarak kullanılmalıydı. Yalnızca, en gerekli işler yapılmalıydı.

Türkiye’de de 1960’lı ve 1970’li yıllarda büyük umut olarak görülen Bülent Ecevit’in de gönlünde genelde İskandinav, özelde Danimarka tipi, sosyal, sağlık, eğitim gibi alanlarda  insanlara hizmet sunmayı öngören bir sosyal refah devleti sunmak yatıyordu. Bunun sonucu, iki ülkenin başbakanı Anker Jørgensen ile Bülent Ecevit arasında sıcak bir yakınlık, dostluk kurulmuştu. Öyle ki, Bülent Ecevit her fırsat bulduğunda Danimarka’ya gelirdi, bazan bunu kimseye haber vermeden yapardı. Rüşvet, vergi kaçakçılığı, usulsüzlükler tartışıldığında Bülent Ecevit Danimarka’yı ve başbakanını örnek verirdi. Bir keresinde Türkiye’de bir televizyon kanalında Bülent Ecevit Danimarka’da Anker Jørgensen’i evinde bir Noel akşamı ziyaretinde yaşadığı bir anısını dile getirerek, Başbakan’ın oğlunun miafirlerden, yani Ecevit’lerden özür dileyerek, şoför olarak çalıştığı şehir otobüsünde  akşam  nöbetine nasıl gittiğini anlatmıştı. Kısacası, bir BAŞBAKANın oğlu, SEÇKİN misafirlerine rağmen, NOEL gibi en önemli bir günde, BELEDİYE  OTOBÜSÜ ŞOFÖRÜ olarak nöbetine gidiyordu.
Bülent Ecevit, bu örneği televizyonda verdiği yıllarda Anker Jørgensen ile ilşkilerini Kürt Sorunu konusundaki görüş ayrılıklarından dolayı askıya almıştı ama yine de Anker Jørgensen’i dürüst bir insan olarak örnek göstermek inceliğini gösteriyordu.

Yaşamı boyunca lüksün hiç bir şekline kendi özel yaşamı çerçevesinde hiç yüz vermemiş olan Anker Jørgensen, yine kendisi gibi çok sade bir hanımefendi olan İngrid ile evliydi ve 4 çocuk dünyaya  getirmişlerdi. 1997 yılında eşini kaybeden Anker Jørgensen ve ailesi, villa, saray yada köşk gibi bir konutta değil, Kopenhag’da tipik bir işçi mahallesi olan ve sosyal konutlardan oluşan Sydhavn semtinde bir apartman dairesinde oturuyordu. Başbakan olduğu yıllarda da. Marienborg Başbakanlık konutuna yerleşmeyi reddetmişti.

Doğru bildiğini, bir sürü evirme çevirmeyle örtülü bir şekilde söylemeyi beceremeyen Anker Jørgensen, seveni sevmeyeni her çevrede, görüşünü daima açıkça söyleyebilen, insan hakları ilkelerinden ödün vermeyen ilkeli bir insan olarak saygıyla anılır.
13 Temmuz 2012’de 90 yaşına basan Anker Jørgensen bugün, sade bir kişi olarak Valby Semtinde bir huzur evinde kalıyor. Etrafında özel bakıcıların olduğu bir şatoda, sarayda yada bir malikanede değil.

Bazı ek bilgiler: Anker Jørgensen, at arabası sürücüsü olan bir baba ile bir ev hanımından doğan Anker Jørgensen, 5 yaşında yetim kaldı. 1936-1950 yılları arasında işçi, depo işçisi, gemi tersanesi işçisi 1950 yılında Depo İşçileri Sendikası İkinci Başkanı, 1956-1962 aynı sendikanın Kopenhag Şubesi Başkanı, 1961-1964 Kopenhag Belediye Meclisi üyesi, 1968-1972 Vasıfsız İşçiler Sendikası SID Genel Başkanı, 1964 -1994 Folketinget Milletvekili, 1972-1973 Başbakan, 1975-1982 Başbakan.